İsrail Parlamentosu, Filistinli tutukluları hedef alan, İsrail vatandaşları için ise açıkça farklı bir ceza rejimi öngören idam düzenlemesini yasalaştırmıştır. Bu karar; ayrımcılığı devlet politikası hâline getiren ve uluslararası hukuku sistematik biçimde ihlal eden İsrail’in evrensel hukuk ilkelerine bir kez daha açık bir meydan okumasıdır.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Senatosu olarak şunu açıkça ifade ediyoruz: Etnik temizliğin aparatı olarak vücut bulan idam cezası, hangi kılıf altında sunulursa sunulsun meşruiyet kazanamaz.
Söz konusu düzenleme ise bu temel ilkeyi de çok geride bırakarak etnik kimliği ölçüt alıp aynı eylem için bir topluluğa ölüm, diğerine farklı bir yaptırım öngörmektedir. İşgal altındaki Filistin’de sivil halkın maruz kaldığı insanlık dışı muamelenin yanı sıra bu düzenleme, İsrail’in utanç hanesine eklenen yeni bir sayfa olmuştur.
Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumu, tüm hukuk devletlerini ve insan hakları kuruluşlarını, bir halkın üzerinde ölüm yetkisi tesis etmeye yönelik bu karara karşı açıklamalarla yetinmeyip yaptırım ve hukuki denetim mekanizmalarını devreye almaya davet ediyoruz.
